HABER AKIŞI

Anne ve Çocuk İlişkisinde Toplumsal Süreç

 Tarih: 30-11--0001 00:00:00  -   Güncelleme: 02-04-2018 14:26:16
Kurduğumuz ilk bağ annemizledir. Ana karnında beslenmemizi sağlayan kordon, bizi annemize ve hayata bağlar. Doğum sonrasında bize bakım veren kişi de hayatla bağımızı sürdürür. Bu nedenle hayatımızda ilk tanıştığımız kişi annemizdir. İlk aşktır anne!

Anne hayata bağladığı kadar, çocuğun gelecekte hayatla oluşacak tüm bağları üzerinde de etkilidir. Bu ilk sevgi nesnesinin; çocuğunun hayatında, onun nasıl bir kişiliği olacağına, nelere merak saracağına, hangi yeteneklerini ne şekilde geliştireceğine, insanlarla nasıl ilişkiler kuracağına, hatta kimi kendine yakın ya da uzak hissedeceğine kadar derin etkileri olacaktır.

 

John Bowlby’nin geliştirdiği Bağlanma Kuramına göre; çocuğa bakan birincil kişinin (ki genelde annedir)  çocuğun yakınlık isteğine, beklenti ve ihtiyaçlarına verdiği tepkiler, çocuk tarafından kim olduğuna dair mesajlar olarak kaydedilir. Hayattan ne bekleyebileceği, kendini nasıl ifade edeceğini bu mesajlara bakarak düzenler çocuk. “Bağlanmanın doğrudan biçimlendirdiği en kritik özellik benlik temsilleridir (Bretherton, 1985; Cassidy, 1988). Bağlanma kuramına göre çocuklar erken yaşlardaki bağlanma ilişkileri temelinde kendilerinin ne kadar sevilebilir ve değerli olduklarına ve başkalarının gözündeki değerlerine ilişkin beklenti ve inançlardan oluşan, “benlik temsilleri” geliştirirler (Cassidy, 1999)”(1)

 

Örneğin çocuk ihtiyacı olan ilgiyi düzenli alamıyor ve bu annesinin duygularına göre yakın ya da uzak olmak üzere sürekli değişime uğruyorsa; ilişkiler konusunda güven sorunu yaşayacaktır. Sosyal ilişki ve yakınlık arasa bile, buna uygun ilişkiler kuramayacaktır. Kurduğu ilişkilerde sürekli kaygılı ya da yakınlık ihtiyacını tamamen reddeden şekilde davranabilir. “Anne ile doğum sonrası ilk temasla birlikte başlayan bağlanma süreci, bireyin tüm yaşamı boyunca, romantik, iş yaşamı ya da akademik / eğitimsel yaşamını etkiler ve biçimlendirir. Bir açıdan bakıldığında, ilişkisel yani iki birey arasındaki bir ilişki türü olarak değerlendirebileceğimiz bağlanma sürecini bireyin farklı yaşam alanlarını belirgin biçimde etkileyen bir kişilik özelliği olarak görmek daha doğru olacaktır. Bu noktada, annenin rolü, bireyin kendisi ile nesnel dış dünya arasında kurduğu ilişkide bir köprü olmaktadır; bir anlamda anne araçsal ama son derece önemli işlev görerek, bebeğin kendisine ve dış dünyaya ilişkin algılarının / tutumlarının olumlu ya da olumsuz olmasına yön vermektedir.” (2)

 

Bowlby’nin teorisi, yetişkinlikte yaşanan pek çok sorunu ilk yıllarda edindiğimiz bilgiye bağlar. Bu güçlü fikir; bize evliliğimizdeki sorunlarımızdan, iş yerindeki problemlere, aldığımız kararların köklerine, kendimiz ve diğer insanları algılayış biçimimize kadar son derece geniş bir açıklama getirmektedir. İşte bu nedenledir ki anne; bir çocuğu sadece dünyaya getiren değil, neredeyse tüm geleceğini de belirleyecek kadar önem taşıyan yegane faktörlerden biridir.

 

Doğumla beraber anne ile çocuk iç içe ve belki de tek bir varlık olmaktan iki ayrı varlık olmaya doğru yol alırlar.  Anne ile olan kordon bağının kesildiği bu ayrışma, bebeğin birey olabilme yolundaki ilk basamağıdır. Mahler’e göre biyolojik doğum ve psikolojik doğum eş zamanlı olmaz ve psikolojik doğum; ayrı bir birey durumuna gelmek ve kendi kimliğini kazanmaktır.(3) Böylece çocuk annesinin karnından önce kucağına, sonra aileye, okula ve kendi hayatına doğru bireyselleşmesini yani psikolojik doğumunu sürdürür.

 

Çocuğun kişisel hayatında bireyselleşmesi nasıl ki anneyle ayrışma ile ilgiliyse, bugün “çocuk” dediğimiz kavramın oluşması da, yine annelerin çocuklarıyla ayrıştıkları bir dönem olan Sanayi Devrimi sürecinde şekillenmeye başlamıştır. Sanayi Devrimi’nden önce kadınlar evde, çocuk ve yaşlılara bakarken, erkekler de evin ihtiyaçları için çalışırlardı. Bu dönemlerde kadınlar için olası tek çalışma çamaşırcılık, yemek yapmak gibi yine kadın kimliğine yüklenen rolle özdeş ama niteliksiz işlerdi. Özellikle ortaçağ da önlenemeyen gebelikler nedeniyle çocuklar zorunlu olarak doğuyordu.  Yoğun çocuk ölümleri nedeniyle de, aileler sıklıkla sınırlı ekonomik kaynakları için çocuğu bir sorun olarak görüyor ve 5-7 yaşına kadar bebek gibi algılanan çocuklar, ailenin bir parçası olarak kabul edilmiyordu. Bu yaş döneminden sonra ise, her işte çalışması doğal karşılanıyordu. Çocuklara bugün baktığımız gibi, yaşa özel fiziksel, psikolojik ve gelişimsel ihtiyaçları olan varlıklar olarak bakılmıyordu.

 

“Çocukluk tarihi araştırmalarının öncüsü sayılan Aries (1973), 1600’lere kadar ayrı bir çocukluk kavramının bulunmadığını savunmaktadır.  Çağdaş Batı toplumu insan yaşamında çocukluğu ayrı, farklı bir dönem olarak görür ve bu özel dönemde çocukları sever, besler, korur. Oysa ortaçağda çocuklar karşısında tamamen farklı bir tutum söz konusuydu. Gerçi çocukların temel gereksinimleri yine gideriliyordu, fakat çocuklar bugünkü gibi özel bir ilgi ile korunmuyordu. Çünkü Aries ‘e göre Ortaçağ’da “çocukluk duygusu” (sentiment de l’enfance) eksikti. Çocuğu yetişkinlerden ayıran özellikler hakkında hiçbir şey bilinmiyordu. Bu nedenle Ortaçağ’da çocukların kendilerine özgü besinleri, giysileri, oyun ve oyuncakları yoktu. Yetişkinlerin dilinde çocuğu anlatacak özel sözcükler bile yoktu. Çocuğun yedi yaşına kadar süren bir bebeklik dönemi vardı ve çocuk bu yaştan sonra doğrudan yetişkinlerin dünyasına giriyordu. Dolayısıyla çocuklar Ortaçağ’da minyatür yetişkinler olarak görülüyorlardı.” (4)

 

Nasıl oldu da çocuklar aileler için bu kadar önemli olmaya başladı? Sanayi Devrimi sonrası ile tarımla yaşayan geniş aileler kentlere göç ettiler. İşgücüne ihtiyaç artmıştı ve erkek nüfus bunu karşılamakta yetersizdi. Bu önce kadınları evlerinden çıkararak fabrikalarda işçilere dönüştürdü.  İşçi sayıları yetersizleşince 7 yaş üzeri çocuklar da yetişkinler gibi işçiler olarak fabrikalarda çalışmaya başladılar. Çalışmaya başlamak kadınların sosyal yaşama katkılarını sağladı. Önceleri hepsi son derece sağlıksız koşullarda ve tamamen temel insani haktan yoksundu. Fakat işçiler bir sınıf oluşturdukça, haklar konusunda talepkar olmaya başladılar. Kadınlar ve çocuklar işçiydiler fakat aynı zamanda erkeklerden dezavantajlı durumdaydılar. Böylece kadınlar sadece “işçi hakları” için değil “kadın ve çocuk hakları” için de seslerini yükselttiler. Dünyada çocuk hakları konusunda ilk yasa Sanayi Devriminin başladığı ve pek çok çocuk isçinin çalıştığı yer olan İngiltere de yapıldı. Bu yasa; fabrikalarda çalışan çocukların yaşam koşullarını iyileştirmeyi içeriyordu.

 

Toplumdaki anne ve kadın kavramı hızla değişiyordu. Çalışma hayatına atılan kadınlar sosyal hayata katılıyor ve böylece ev dışında bir bilgi akışına maruz kalıyorlar, beklentileri ve yaratıcılıkları artıyordu. Para kazanabilmeleri de, sosyal yaşamın onlara dayattığı rolleri sorgulamalarına yardım etti. Kendi hayatı, bedeni konusunda toplumun tasarruf ettiklerine boyun eğmek dışında, isyanlar ve çözüm arayışları başladı. Ev işlerini yaparak, yaşlı ve çocuklara bakım veren, sadece komşuluk ilişkileri ile sosyalleşen, varlığı dar bir alana hapsedilmiş kadının değişimi, sosyal yapıyı da değiştirdi.

 

Sosyal rollerdeki değişimin, kadın erkek eşitliği konusunda önemli ilerlemeler sağlamasına rağmen, kadınlar iş ve ev olmak üzere çift mesai yapmayı sürdürdüler. Çalışmak kadın için evdeki sorumlulukların eşit paylaşımı ile sonuçlanmadı. Kadın, işçi olmadığı saatlerde de evde çocukların ve yaşlıların bakımından, evin genel düzeninden sorumluydu. Çocukların gelişimindeki sorumluluk her şeye rağmen annede kaldı ve çalışması bunu değiştirmedi. Fakat bu çocuğun lehine sonuçlar yarattı ve sosyal yaşama katılarak değişime uğrayan anneler, çocuklar için daha talepkar olmaya başladılar. Sanayinin eğitimli insan gücüne ihtiyacı arttıkça da, çocuklar fabrikalardan okullara yönlendirildi. Buradan doğan ihtiyaçla çocukların eğitimleri, kimlikleri üzerine düşünceler hız kazandı. Böylece bugün bildiğimiz “çocukluk” kavramı doğmaya başladı. Çocukluğun sadece biyolojik açıdan “küçük insan” olarak algılanması yerine psikolojik, toplumsal bir gelişim evresi olduğu yavaşça kabul gördü.

 

Kadınların evlerinden çıkarak üreten, kazanan olarak sosyal hayata katılımları, cinsiyet eşitliği ve çocuk hakları konusunda ilerlemenin yanında tüm sosyal yaşamı erkekler için de değişime uğrattı. Kadın haklarının önemli savunucularından olan Virginia Woolf, Kendine Ait Bir Oda eserinde “Bütün bu yüzyıllar boyunca kadınlar, erkeği olduğundan iki kat büyük gösteren bir ayna görevi gördüler, büyülü bir aynaydı bu ve müthiş bir yansıtma gücü vardı. Böyle bir güç olmasaydı dünya hâlâ bataklık ve balta girmemiş ormanlardan ibaret olurdu. Savaşlarda zafer kazanıldığı duyulmazdı. Hala geyiklerin iskeletleriyle kırık koyun kemiklerini birbirine sürter, çakmaktaşı verip koyun derisi ya da gelişmemiş zevkimizi hangi basit süs eşyası tatmin edecekse onu alırdık…” şeklinde atıfta bulunmuştur.

 

Kadının yaratıcı dönüşümü kendisi gibi içinde bulunduğu tüm çevreyi de değişime uğratmıştır. Kadınlar tarih boyunca toplumsal iyilikler adına kolayca işbirliği yapabilen, kendi çocuğu olsun veya olmasın onları korumak ve geliştirmek için bir araya gelen, dezavantajlı gruplara (yoksullar, hastalar, engelliler, çocuklar, hayvanlar….) destek vermek konusunda kendini sorumlu hisseden varlıklardır. Onların vermediği kararlara rağmen maruz kaldıkları savaşlar, tacizler, katliamlar ve türlü hırslar nedeniyle hayatı kadın, çocuk, hayvan hatta doğa için tehdit altına sokan olaylar karşısında birleştirici, koruyucu ve tedavi edici kimliklerini korumuşlardır.

 

“Kadınlar ve erkeklerin beyinleri doğaları gereği farklıdır. Bunu düşünün. Bir beyindeki iletişim merkezi diğerlerinden büyükse ne olur? Duygusal hafıza merkezi diğerlerinden büyükse ne olur? Bir beyin insanların yüz ifadelerindeki ipuçlarını diğerlerinden daha iyi okuyabilme yeteneği geliştirebiliyorsa ne olur? Bu durumda karşınızda gerçekliğin, temel değerlerin iletişim, bağlantı kurma, duygusal hassaslık ve sorumluluk olarak belirlediği biri var demektir. Bu kişi bu değerleri diğerlerinden ön planda tutacaktır ve değerlerin önemini anlamayan bir beyne sahip olan insanlar onu şaşırtacaktır.” (5) İşte tam da bu nedenledir ki, kadının sosyal hayatın içinde olması toplumun yüksek yararınadır.

 

Toplumun geleceğini oluşturan çocuklara hala birincil bakım verenler anneler, kadınlardır. Bu nedenle kadınların eğitimi, çalışma hayatı, sosyal yaşama katılımı toplum açısından hayati önemlidir. Kadının “iyi” ve “toplum yararına” düşünen beyin yapısı, yaratıcılığı toplum tarafından bastırıldığında, doğuştan getirdiği yetenekleri körelir. Türkiye’de yapılan son araştırmalar kadının iş yaşamından hızla geri çekildiği yönündedir. Niteliksiz işçi olarak çalışan kadınlara verilen ücretlerin sınırlılığı onu eve hapsetmiştir. Çalışmak için harcadığı zaman ve kazancı arasındaki oran, çocukları yuvaya vermenin maliyeti ile karşılaştırıldığında tatminsiz olduğu için pek çok anne eve mahkum olmuştur. Evde maruz kaldığı en önemli bilgi kaynağının televizyon olduğu düşünüldüğünde, sunulan bilgi dışında veri elde etmesi imkansızdır. Bu doğrultuda eleştirel düşünce geliştirmede, yaratıcı ve üretken hissetmekte zorlanacak ve psikolojik sağlığı da tehdit altına girecektir.

 

Evde yaşayan kadınların en sık aldıkları tanı depresyondur. “Özellikle, sık karşılaşılan kadın sorunlarından depresyon, çoğu zaman kadının aile ve toplum içinde ikincil konumdan dolayı yaşadığı engellenmişlik duyguları, tepki ve isyanın içe dönmüş, yıkıcı yüzüdür. Bu edilgen ve aşağılayıcı durumdan kurtulma yollarının tıkanıklığı, karşı koymanın çaresizliği, gelecek umutlarının yok olması, yaşamının verimsiz tekdüzeliği, küçümsenmişlik, takdir eksikliği ile sürekli içsel ve sosyal suçlanmalar, kadın depresyonunun kişisel değil, sosyal nedenlerinden birkaçıdır.” (6)

 

Sağlıklı bireyler, dolayısıyla da sağlıklı bir toplum geliştirmede annelerin psikolojik, fiziksel ve ekonomik şartlarının ne kadar önemli olduğuna en başta değindiğimiz “bağlanma kuramı” güçlü bir vurgu yapmaktadır. Anne çocuğuyla kurduğu bağda tutarlı ve uygun tepkiler veremezse çocuk için güvenli bir bağlanma söz konusu olmaz ve patolojik sonuçlar doğurabilir. Annenin tutarlı tepkiler verebilmesi için ruh sağlığının da tutarlı olması gerekir. “Bowlby, yanlış gelişmiş ya da dönem dönem kesintilere uğramış bağlanma ilişkilerinin kişilik problemlerine ve zihinsel hastalıklara yol açacağını iddia eder. Örneğin ona göre, güvensiz bağlanma biçimleri nevrotik bir kişiliğin gelişmesine zemin oluşturur.” (7)

 

Dünyaya güvenli bağlar kurmak istesek bile, doğum yerimizi ve ailemizi seçemeyiz. O bağ sonsuza dek bizim kimliğimizin bir parçası olmayı sürdürür. Nereye gidersek gidelim, içine doğduğumuz aile ve toplumun özelliklerini taşımaya devam ederiz. Toplumla girdiğimiz bu karşılıklı etkileşimin en alt bileşeni ailedir ve onun psikolojik faktörlerini belirleyen de kadındır. Bu nedenle toplumların psikolojik sağlıklarının en önemli güvencelerinden biri, kadının gelişimi desteklenmesidir. Çünkü kapıdan çıktığımız anda karşılaştığımız dünyanın yegane yaratıcılarıdır anneler. Sağlıklı kadınlar, şiddetsiz, evrensel değerlerin hakim olduğu, herkes için insanca yaşama hakkının bulunduğu, sağlıklı bir toplum için elzemdir.

 

(1) Orta Çocukluk Döneminde Ebeveynlere Bağlanma, Benlik Algısı ve Kaygı

Nebi Sümer Meltem Anafarta Şendağ  / Türk Psikoloji Dergisi, Haziran 2009, 24 (63), 86-101

(2) Bağlanma ve Aşkın İki Yüzü – Uzm. Psk. Tarık Solmuş - Epsilon Yayıncılık -2008

(3) Ayrılma – Bireyselleşme Kuramı  - Prof. Dr. Işıl Vahip / Türk Psikiyatri Dergisi, 1993, Sayı 4 (1), 60-66

(4) Çocuğun Dünü Bugünü - Bekir Onur - Kebikeç Dergisi 2005, 19, 101

(5) Kadın Beyni – Dr. Louann Brizendine - Say Yayınları 2006, 33

(6) İki Boy Ufak Pabuç (Sağlıklı Depresif Tepkiler) – Leyla Navaro –Remzi Kitabevi -2002 -33

(7) Bağlanma Kuramı ve Psikopatoloji - Tüzün, Sayar – Düşünen Adam Dergisi - http://www.dusunenadamdergisi.org/tr/TMakaleDetay.aspx?MkID=201

Bir Değer Olarak Çocukluk – Mehmet Yapıcı Şenay Yapıcı – Üniversite ve Toplum Dergisi – Aralık 2004, 4, 4

Bir Annenin Doğuşu – Daniel Stern, Nadia Bruschweiler Stern, Alison Freeland – Bilgi Üniversitesi Yayınları - 2013

Bağlanma Kuramı ve Nörobiyolojik Kişilik Kuramı – Masterson – Litera Yayıncılık – 2008

  Kaynak: Avcılar Kültür Sanat Dergisi   Bu haber 1352 defa okunmuştur.
  YORUMLAR YORUM YAP | 0 Yorum
  FACEBOOK YORUM
Yorum
  DİĞER ÇEVRE HABERLERİ
  GÜNDEM HABERLERİ
İTÜ'de yangın İTÜ'de yangın İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Ayazağa Kampüsü içerisinde bulunan cami inşaa..
Irak'ta çatışma: 2 asker hayatını kaybetti Irak'ta çatışma: 2 asker hayatını kaybetti Genelkurmay Başkanlığı, Irak'ta PKK'ye yönelik harekatta çatışma çıktığını açıkl..
Yüzlerce Kuşun Evi Olan Göksu Deltası Yanıyor Yüzlerce Kuşun Evi Olan Göksu Deltası Yanıyor Çok sayıda kuş türü ve bitki çeşidine ev sahipliği yapan, Mersin’in Silifke ilçe..
  SİYASET HABERLERİ
Yüksel Mansur Kılınç İstanbul'dan milletvekili adayı Yüksel Mansur Kılınç İstanbul'dan milletvekili adayı Yön Radyo Yönetim Kurulu Başkanı Yüksel Mansur Kılınç, CHP'den İstanbul 2. Bölge..
Davutoğlu'na yakın isimlerin tamamı liste dışı kaldı Davutoğlu'na yakın isimlerin tamamı liste dışı kaldı AKP'nin 24 Haziran seçimleri için açıkladığı milletvekili aday listesi açıklandı..
"'TAMAM' denmezse, ülkede bir daha seçim olmayabilir" 24 Haziran seçimlerini değerlendiren yazar İhsan Eliaçık, son seçim olmaması içi..
  SPOR HABERLERİ
Kadınlar Basketbol Ligi şampiyonu Fenerbahçe Kadınlar Basketbol Ligi şampiyonu Fenerbahçe Fenerbahçe, Kadınlar Basketbol Ligi play-off final serisi dördüncü maçında Yakın..
Türk takımlarının Avrupa'daki muhtemel rakipleri Türk takımlarının Avrupa'daki muhtemel rakipleri Şampiyonlar Ligi ve UEFA Avrupa Ligi'nde mücadele etmeye hak kazanan Galatasaray..
Şampiyon Galatasaray kupasına kavuştu Şampiyon Galatasaray kupasına kavuştu Spor Toto Süper Lig'de 2017-2018 sezonunu şampiyon tamamlayan Galatasaray Futbol..
Dünya Kupası öncesi taraftarları uyardılar: Masada boş şişe bırakma! Dünya Kupası öncesi taraftarları uyardılar: Masada boş şişe bırakma! Rusya, Dünya Kupası'na ev sahipliği yapmaya hazırlanırken, taraftarlara uyarılar..
  YEREL HABERLERİ
Avcılar Ramazan’da dopdolu Avcılar Ramazan’da dopdolu Avcılar Belediyesi, Ramazan Ayı etkinliklerine ev sahipliği yapacak.
Seracılık Simavlı'nın hayatını değiştirdi Seracılık Simavlı'nın hayatını değiştirdi Kütahya'nın Simav ilçesinde gün geçtikçe gelişen seracılık vatandaşların hayatın..
Mavi bayraklı Falez plajları açıldı Mavi bayraklı Falez plajları açıldı Muratpaşa Belediyesi'nin Antalyalıları falezlerden Akdeniz'in mavilikleriyle bul..
  KÜLTÜR-SANAT HABERLERİ
Nuri Bilge Ceylan'ın Ahlat Ağacı filmi Cannes Film Festivali'nden ödülsüz döndü Nuri Bilge Ceylan'ın Ahlat Ağacı filmi Cannes Film Festivali'nden ödülsüz döndü Cannes Film Festivali sona erdi. Altın Palmiye ödüllü yönetmen Nuri Bilge Ceylan..
İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz: 2018'de 10 milyonun üzerinde müze ziyaretçisinin olacağını düşünüyoruz İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz: 2018'de 10 milyonun üzerinde müze ziyaretçisinin olacağını düşünüyoruz İstanbul Kültür ve Turizm Müdürü Coşkun Yılmaz, "Bugüne kadar en yüksek ziyaretç..
Müzesi olmayan il kalmayacak Müzesi olmayan il kalmayacak Kültür ve Turizm Bakanlığı, müze bulunmayan Ağrı, Ardahan, Artvin, Bingöl, Hakka..
Bu yaz vizyona girecek filmler (Mayıs 2018) Bu yaz vizyona girecek filmler (Mayıs 2018) Solo: A Star Wars Story'den Ocean's 8'e, Jurassic World: Fallen Kingdom'dan Skys..
  YAŞAM HABERLERİ
Fethiye'de balina görüntülendi Fethiye'de balina görüntülendi Muğla'nın Fethiye ilçesi açıklarında, yaklaşık 10 metre uzunluğunda bir balina g..
Metrobüs duraklarına 'Yeşil Dedektör' Metrobüs duraklarına 'Yeşil Dedektör' Yeşilay'ın geliştirdiği 'Yeşil Dedektör'ler metrobüs duraklarına da yerleştirild..
Obama çifti Netflix ile anlaştı Obama çifti Netflix ile anlaştı Eski ABD Başkanı Barack Obama ve eşi Michelle Obama, yapımcılık için internet üz..
Türk Tabipler Birliği'nin başlattığı "Aşı Candır" Kampanyasını destekliyor musunuz?
  • BUGÜN ÇOK OKUNANLAR
  • BU HAFTA ÇOK OKUNANLAR
  • BU AY ÇOK OKUNANLAR
HAVA DURUMU
PUAN DURUMU
Takım O G M B A Y P AV
1 Galatasaray 34 24 7 3 75 33 75 +42
2 Fenerbahçe 34 21 4 9 78 36 72 +42
3 Medipol Başakşehir 34 22 6 6 62 34 72 +28
4 Beşiktaş 34 21 5 8 69 30 71 +39
5 Trabzonspor 34 15 9 10 63 51 55 +12
6 Göztepe 34 13 11 10 49 50 49 -1
7 Sivasspor 34 14 13 7 45 53 49 -8
8 Kasımpaşa 34 13 14 7 57 58 46 -1
9 Kayserispor 34 12 14 8 44 55 44 -11
10 Yeni Malatyaspor 34 11 13 10 38 45 43 -7
11 Akhisarspor 34 11 14 9 44 53 42 -9
12 Aytemiz Alanyaspor 34 11 16 7 55 59 40 -4
13 Bursaspor 34 11 17 6 43 48 39 -5
14 Antalyaspor 34 10 16 8 40 59 38 -19
15 Atiker Konyaspor 34 9 16 9 38 42 36 -4
16 Osmanlıspor FK 34 8 17 9 49 60 33 -11
17 Gençlerbirliği 34 8 17 9 37 54 33 -17
18 Karabükspor 34 3 28 3 20 86 12 -66
Takım O G M B A Y P AV
1 Çaykur Rizespor 34 20 5 9 68 38 69 +30
2 MKE Ankaragücü 34 18 7 9 55 34 63 +21
3 Boluspor 34 18 10 6 53 30 60 +23
4 Ümraniyespor 34 17 9 8 49 35 59 +14
5 BB Erzurumspor 34 14 9 11 56 44 53 +12
6 Gazişehir Gaziantep FK 34 15 11 8 57 38 53 +19
7 Altınordu 34 15 11 8 55 45 53 +10
8 Balıkesirspor Baltok 34 16 11 7 56 46 52 +10
9 İstanbulspor 34 14 12 8 45 39 50 +6
10 Elazığspor 34 13 12 9 53 44 48 +9
11 Giresunspor 34 13 13 8 50 44 47 +6
12 Adanaspor 34 12 15 7 41 56 43 -15
13 Eskişehirspor 34 12 14 8 63 56 41 +7
14 Adana Demirspor 34 11 15 8 44 47 41 -3
15 Denizlispor 34 10 16 8 43 47 38 -4
16 Samsunspor 34 7 12 15 32 46 36 -14
17 Manisaspor 34 7 24 3 31 80 15 -49
18 Gaziantepspor 34 2 28 4 18 100 1 -82
Takım O G M B A Y P AV
1 Hatayspor 34 23 4 7 63 15 76 +48
2 Menemen Belediyespor 34 22 4 8 68 26 74 +42
3 Afjet Afyonspor 34 21 6 7 62 31 70 +31
4 Sivas Belediyespor 34 19 5 10 57 29 67 +28
5 Keçiörengücü 34 19 8 7 77 41 64 +36
6 Sancaktepe Belediyespor 34 16 7 11 58 32 59 +26
7 İnegölspor 34 17 9 8 53 41 59 +12
8 Sarıyer 34 13 16 5 44 45 44 -1
9 Tokatspor 34 11 13 10 37 45 43 -8
10 Etimesgut Belediyespor 34 11 14 9 44 47 42 -3
11 Kastamonuspor 1966 34 12 18 4 46 49 40 -3
12 Eyüpspor 34 11 17 6 52 62 39 -10
13 Tuzlaspor 34 10 16 8 42 51 38 -9
14 Bodrumspor 34 10 16 8 39 53 38 -14
15 Amed Sportif 34 10 14 10 37 41 37 -4
16 Bucaspor 34 10 15 9 51 60 36 -9
17 Kocaeli Birlikspor 34 4 26 4 30 78 13 -48
18 Mersin İdmanyurdu 34 1 32 1 19 133 17 -114
Takım O G M B A Y P AV
1 Manisa BBSK 34 23 5 6 60 27 75 +33
2 Bayburt Grup Özel İdare 34 17 6 11 51 33 62 +18
3 Kemerspor 2003 34 15 7 12 62 44 57 +18
4 Bayrampaşa 34 16 9 9 43 34 57 +9
5 Düzcespor 34 14 7 13 41 34 55 +7
6 Ofspor 34 16 11 7 41 27 55 +14
7 Halide Edip Adıvar SK 34 13 9 12 45 33 51 +12
8 Erbaaspor 34 13 12 9 46 41 48 +5
9 Batman Petrolspor 34 12 10 12 43 36 48 +7
10 Yeni Altındağ Bld. 34 11 14 9 42 44 42 -2
11 Çatalcaspor 34 10 13 11 33 37 41 -4
12 Kozan Belediyespor 34 11 17 6 42 52 39 -10
13 Yomraspor 34 9 15 10 23 42 37 -19
14 Erzin Belediyespor 34 10 18 6 35 53 36 -18
15 Bergama Belediyespor 34 8 16 10 35 54 34 -19
16 12 Bingölspor 34 7 14 13 28 42 34 -14
17 Orhangazi Belediyespor 34 6 15 13 34 52 31 -18
18 Çanakkale Dardanel SK 34 5 18 11 35 54 26 -19
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
11.08.2017 20:00 Ankaragücü 0 - 0 Erzurum BB
12.08.2017 21:00 İstanbulspor 2 - 2 Eskişehirspor
12.08.2017 21:45 Adanaspor 3 - 0 Denizlispor
12.08.2017 19:05 Ç.Rizespor 4 - 1 Manisaspor
13.08.2017 19:30 Boluspor 2 - 2 Giresunspor
13.08.2017 21:45 Gaziantepspor 0 - 3 Umraniyespor
13.08.2017 19:30 Samsunspor 0 - 0 Gaziantep Bykşhr Bld.
13.08.2017 21:45 Balıkesirspor 2 - 2 Adana D.Spor
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
09.09.2017 16:30 Kocaeli Birlik Spor 1 - 0 Etimesgut Belediyespor
09.09.2017 16:30 İnegölspor 2 - 1 Bodrumspor
10.09.2017 16:00 Keçiörengücü 4 - 1 Hatayspor
10.09.2017 16:30 Sancaktepespor 3 - 0 Tuzlaspor
10.09.2017 16:30 Eyüpspor 1 - 4 Bucaspor
10.09.2017 15:30 Amed Sportif 1 - 1 4 Eylül Bld.
10.09.2017 19:00 Afjet Afyonspor 3 - 1 Mersin İ.Y.
10.09.2017 16:00 Kastamonuspor 0 - 2 Tokatspor
10.09.2017 16:30 Sarıyer 1 - 3 Menemen Bld.
Tarih Ev Sahibi Sonuç Konuk Takım
23.09.2017 15:30 Erbaaspor 1 - 0 12 Bingolspor
23.09.2017 16:00 Manisa Büyükşehir Belediyespor 2 - 0 Erzin Belediyespor
23.09.2017 15:00 Batman Pet. 2 - 0 Orhangazispor
23.09.2017 16:00 Halide Edip Adivar Spor 2 - 0 Ofspor
23.09.2017 16:00 Catalcaspor 1 - 3 Tekirova Bld.
23.09.2017 15:00 Bayburt Genclikspor 2 - 3 Yeni Altindag Belediyespor
23.09.2017 16:00 Bergama Belediyespor 4 - 2 Dardanelspor
24.09.2017 16:00 Bayrampaşa 2 - 1 Yomraspor
24.09.2017 15:30 Kozan Belediyespor 3 - 2 Duzcespor
HABER ARŞİVİ
Yukarı