Gözaltındaki emekli amirallerin ifadeleri
"104 amiralden Montrö bildirisi" başlıklı bildiriye imza atan gözaltındaki 10 emekli amiral ifadelerinde suçlamaları kabul etmeyerek serbest bırakılmalarını talep etti

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 104 emekli amiral  hakkında "Devletin Güvenliğine ve Anayasal Düzene Karşı Suç İşlemek için Anlaşma" suçlamasıyla başlattığı soruşturma kapsamında gözaltı süreleri 4 gün uzatılan 10 kişi, haklarındaki iddialarla ilgili ifade verdi. 5. Sulh Ceza Hakimliği'ne ifade veren amiraller haklarındaki suçlamaları kabul etmeyerek sağlık sorunları nedeniyle serbest bırakılmalarını talep ettiler.
 
Gözaltındaki emekli amirallerden Cem Gürdeniz daha önce Balyoz soruşturmasında tutuklandığını söyleyerek, "Mavi vatan" kavramının kendisine ait olduğunu belirtti. Gürdeniz, "Çok uğraşılan bir amiralim. Aynen o kötü günlerde olduğu gibi bugün de buraya geldiğimizde bazı radyo ve televizyon kanallarında uzatmanın yapıldığı bildirildi. Bu husus beni yaralamıştır. Bu süreçte kaçmak benim gibi birisine zaten yakışmaz. Gözaltı süreci sırasında tarafıma hiçbir belge verilmedi. Gözaltında Covid olma ihtimalimiz çok yüksektir. Bu nedenle Cumhuriyet Savcılığının gözaltı süresinin uzatılması talebinin reddine karar verilmesini talep ediyorum" dedi.
 
Gözaltındaki bir başka emekli amiral Kadir Sağdıç ise gözaltı koşullarının oluşmadığını düşündüğünü söyleyerek kendisinin 40 ay Balyoz davasında tutuklu kaldığını ve bu süre içinde annesini kaybettiğini belirtti. Sağdıç, babasının yaşlı olduğunu söyleyerek kaçma durumunun olmadığını ifade etti.
 
Alaettin Sevim böbrek yetmezliği olduğunu söyleyerek, "Kaçacak birisi değilim. İstenildiği takdirde gelip ifade veririm. Bu nedenle Cumhuriyet savcılığının gözaltı süresinin uzatılması talebinin reddine karar verilmesini talep ediyorum" dedi.
 
Gözaltı sürecimin sonlandırılmasını talep eden Türker Ertürk ise "Kaçma şüphem yok, delil karartma şüphem yok. Üzerinde çalışılan materyal dijital materyaldir. Gözaltını bitirdiğiniz takdirde benim bu materyali karartmam, değiştirmem mümkün değildir. Ben 63 yaşındayım. Bu şartlar altında bağışıklık sistemim düşecektir" diyerek gözaltı süresinin uzatılmamasını istedi.
 
Gözaltındaki diğer kişiler de sağlık sorunlarını gerekçe göstererek serbest bırakılmalarını talep ettiler.
 
Mahkeme reddetti
Ankara 5. Sulh Ceza Hakimliği gözaltı süresinin 4 gün uzatılmasına karar vererek, bunu şöyle gerekçelendirdi:
 
"Üzerlerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, bildirinin yayınlanış saati, metin içeriğinde ifade ve düşünce özgürlüğü sınırlarını aştığı değerlendirilebilecek 'Aksi halde, Türkiye Cumhuriyeti, tarihte örnekleri olan...' gibi  ifadelere yer verilmesi, metne imza atmış olan şüphelilerin aynı kuvvet komutanlığında belli bir kademe düzeyinde çalışmış bulunmaları ve bu hususa açıkça metinde yer vermiş olmaları, soruşturma kapsamında el konulan dijital materyallerin çokluğu, bu materyallerin şüphelilerin hem lehine hem de aleyhine delil niteliğinde olması, el konulan dijital materyallerin imaj/export incelemelerinin tamamlanmaması, HTS analiz çalışmalarının sürdürülmesi, şüpheli sayısının fazlalığı, henüz ifadelerinin alınmamış olması birlikte değerlendirildiğinde gözaltı tedbirinin soruşturma açısında zorunluluk arz ettiği, ayrıca şüphelilerin belirtmiş olduğu sağlık mazeretlerine ilişkin olarak gözaltında bulunmalarına engel teşkil edebilecek olduğuna dair yoruma muhtaç bulunmayan tıbbi rapor ve belgelerin sunulmadığı anlaşılmıştır."
 
Montrö Sözleşmesi'nin feshi tartışması
Emekli amiraller TBMM Başkanı Mustafa Şentop'un "Bir Cumhurbaşkanı Montrö'yü feshedebilir mi?" sorusuna "Teknik olarak evet" yanıtı vermesi ve Deniz İkmal Komutanı Tuğamiral Mehmet Sarı'nın sarık ve cüppe ile fotoğraflarının ortaya çıkması üzerine kamuoyunda başlayan tartışmalarla ilgili bir bildiri yayımlamıştı. Bildiride "Türkiye'nin bekasında önemli bir yer tutan Montrö Sözleşmesinin tartışma konusu yapılmasına/masaya gelmesine neden olabilecek her türlü söylem ve eylemden kaçınılması gerektiği kanaatindeyiz" denilmişti. Bildiride, Tuğamiral Mehmet Sarı'nın bir tarikat evinde sarıklı ve cübbeli haldeki görüntülerine ilişkin olaraksa "TSK ve Deniz Kuvvetlerini Atatürk'ün çizdiği çağdaş rotadan uzaklaşmış gösterme çabalarını kınıyoruz" ifadesi kullanılmıştı. Bildiri, AKP hükümeti tarafından "darbe çağrışımı" olarak değerlendirilmişti.
 
DW

Diğer Yazılarımız